Zorlu bir süreci daha geride bıraktık… Darısı bu yazıyı okuyan herkesin başına…

Yaşamadan ahkam kesmek çok kolaymış. Bana “tuvalet alışkanlığını nasıl kazandıracağız” diye soran danışanlarıma  “sakin olun, kızmayın, nasıl olsa bu alışkanlığı kazanacak  bla bla bla…” diye önerilerde bulunan ben 3. Gün kendimi yatak odasına kapatmış ağlıyordum!!! Evet evet ağladım… Sinirlerim alt üst olmuştu.. Sinirleri alt üst bir bünyenin sakin durmaya çalışması kadar gerici bir durum yok heralde…

image

Başından başlıyorum anlatmaya. Demir memeyi bıraktıktan sonra 1,5 ay geçmişti ve “acaba çocuğuma tuvalet alışkanlığı kazandırmak için çalışmalara başlasam mı”  soruları beynimi kemirmeye başladı… tuvalet eğitimi ile ilgili farklı yaklaşımlar var ve bunlardan bir tanesine göre “çocuğun bezi kendisinin bırakması” için beklemek var ki bu da 3 yaş civarında oluyor. Ama bazı çocuk kendiliğinden bezi bırakmak istemiyor, hatta 4 yaşına gelip “bezimi bağla kaka yapacağım” diye tutturan vakalarım vardı bir zamanlar…

Evet teoriği biliyorum 1 numaralı kural “çocuk hazır olacak” Pekiii benim çocuğum hazır mıydı acaba? Uzun zamandır kakasını hep bir kuytu köşede yapıyordu, 6 aydır birlikte tuvalete gidiyorduk ve klozetin tam karşısına koyduğum lazımlığa oturuyordu. Sonra o lazımlığa bir parça tuvalet kağıdı atıyorduk ve tuvalete döküp birlikte sifonu çekiyorduk bayılıyordu bu işleme… Ama tabi bunların hepsi üzerinde kıyafetleri varken bir oyun gibi olurdu… Sifonla oynamaktan ise ekstra bir zevk alıyordu…

Demir bebekliğinden bu yana çok çabuk pişik olur ve ben bu pişikleri sadece havalandırarak ve asiti alınmış saf zeytin yağı ile iyileştiririm. Gene böyle bir pişik zamanından “1 ay önce” Demir’i öyle uykusuna bezsiz sadece külot giyerek yatırdım. Tabi çarşafın altına kat kat alezleri koyarak:) Demir tam 3 saat uyudu ve kuru kalktı… İnanamadım!! Çocuğum meğer çişini tutabiliyormuş… Teorik olarak 18. ayda çocuklar kas kontrolünü kazanıyorlar ama beceriyi kazanacak olgunlukta olmak başka, eyleme geçmek başka… Yataktan kaldırdığım gibi hemen lazımlığa oturttum ve çişini lazımlığa yaptı… Sevincimi düşünebiliyor musunuz? Evet evet kesinlikle hazırdı… Ama devamı hiç de o kadar kolay olmadı….

2 numaralı kural “çocuğun hayatında hiçbir değişikliğin olmayacağı bir zaman aralığı seçilecek”. Yani taşınıyorsanız, tatile gidiyorsanız, bir kardeşi olacaksa, vb. durumlarda tuvalet eğitimine başlamamanız önerilir. Biz de bayram tatiline gideceğimiz için yukarıda anlattığım olaydan sonra hemen başlamadık tuvalet eğitimine. Önce bayram tatiline gittik, sonra döndük, bir hafta eve adaptasyon süreci geçti ve ben 1 hafta izin aldım.  Önce demir için oğlumun tuvalet kitabı” isimli bu kitabı aldım. Kızlar için olanı da var bu arada…

image

İlk günler bu kitabın resimlerine baktık… Çocukların tuvaletlerini nereye yaptıkları hakkında konuştuk. Bu kitabı çadırın içine girip fenerle aydınlatarak okuduk. Kitaptaki çocuklar gibi gidip lazımlığa oturduk. “çiş yapmış gibi” yaptık :) Vee bu kitabı okurken Demir “çiş” kelimesini telaffuz edebilmeye başladı. Demir’in dil gelişimi henüz tek kelimeler üzerine kurulu olduğu için bu “çiş” kelimesi bizim için altın değerindeydi…

image

3 numaralı kural ise “bez çıkacak külot giyilecek…” Tuvalet eğitimi sırasında çocukları çıplak gezdirmek gibi bir eğilim var ki bu kesinlikle yanlış… İç çamaşırı giymek eğitimin bir parçası… Kaldı ki biz evimizde “ayyy her an  tuvaletim gelebilir” diye böyle dolaşmadığımıza göre, çocuğumuzda dolaşmamalı… evet çok çamaşır çıkıyor ilk günlerde ama çocuğun o ıslaklığın farkına varıp, rahatsız olup, tuvaletini tutmaya başlaması da sürecin en kritik noktalarından birisi.  Bu nedenle gidip Demir’e 6 tane alıştırma külotu 10 tanede penye külot aldım. Eve gelince artık bezi çıkaracağımızı, bu külotları giyeceğimizi söylesem de pek oralı olmadı…

Eveeet veee başlıyoruz. Birinci gün sabah uyandığımızda bezi çıkarttım ve külot giydirdim.  Nedense içimde “bu iş çok kolay olacak” gibi pozitif bir algı vardı… Her 20 dakikada bir saate bakıp Demir’i lazımlığa götürdüm. Tabi çocuğu habire tuvalete götürmek çok kolay olmuyor. Tuvalete önce kitaplarından götürdüm, sonra bir leğene su doldurdum ve bu inanılmaz işe yaradı. Suyla doldur boşalt yaparken, tuvaletini yaptı ve alkışlaarr alkışlaarrrrr”  ben ne kadar içtiği sıvıyı hesap edip her 20 dakikada bir tuvalete götürsem de tuvaletten kalktığı anda, tuvaletten çıkınca hemen altına yapmalar derken sabah ayrı, öğlen ayrı, akşam ayrı çamaşır yıkar haldeydik…

İlk gün Demir’e alıştırma külotu giydirerek işe başlamıştım ama alıştırma külotu idrarı tuttuğu için çocuk ıslaklık hissediyor ama sızıntı yapmıyordu. Ben de Demir’in bu durumdan rahatsız olmadığını görünce  2. Gün öğleden sonra penye külot giydirmeye başladım ve işte o gün yerlerde göller oluşmaya başlayınca bizim oğlan bu durumdan rahatsızlık durmaya başladı… eee rahatsız olacak kiii tuvalete yapsın değil mi?

Neyse birinci güne geri dönüyorum. Lazımlığa oturup bazen 15-20 dakika bile beklesek 5 denemeden 1’inde ancak lazımlığa tuvaletini yapıyordu…

Gelelim kaka mevzusuna… Kakası geldiğinde evde gittiği bir takım stratejik noktalar var. Onlardan birisine gidip, yüzü gözü “kaka yapıyorum ben” mimiklerine bürününce hemen Demir’i lazımlığına götürmek istedim ama reddetti ve yapmayarak tuttu… Evde sürekli o kakasını yapacak yer ararken ben gizli bir hafiye gibi gözlerim O’nun üzerinde  hazırda beklerken gene sinyal verdi… Bu sefer birlikte gittik, lazımlığa oturdu bizim ki bir 10 dakika sonra ise daha külotunu giydiremeden kaçtı gitti salona… Bir baktım orada yapıyor… Önemli olan bezden dışarı yapması diye  düşünerek istediği yere yapmasına izin verdim.. Zaten o kadar çok korktu ki yaparken, nasıl titredi, ağladı anlatamam… Hala gözümün önünde… Bitince kocaman alkışladık, sonra alıp hep birlikte tuvalete götürdük, “baayy baayyy “dedik ve sifonu çektik… Şimdi dönüp bakınca gerçekten bu büyük bir adımdı Demir’in tuvalet alışkanlığı kazanmasında…

4 numaralı kural “Bez çıktı mı hep çıkacak…” Yani dışarı çıkıyoruz bağlayım, aman gece yatarken bağlayayım yok… İşte bu düşünceyle birinci günün sonunda çamaşır makinesi son sürat çalışırken, “neyse sabaha da nevresim yıkarız artık” diye düşünerek ve gene nevresimin altına alezleri serip Demir’i bezsiz uyuttum… Oğlumu uyuttum ama kendim uyuyamadım, zaten tüm günü  çiş peşinde koşarak geçirdiğim yetmezmiş gibi gecede resmen çiş nöbeti tuttum.  Ha şimdi yaptı, ha yapacak diye çok az bir uykuyla sabahı ettim vee Demir sabaha kadar hiçç çiş yapmadı.. Ama uyandı gözünü açtı ve anında yatağa yaptı…gündüz çişleri tutan alıştırma külotları sabaha kadar tutulan çişler karşısında çaresiz kalıyormuş meğer!! Neyse ben zaten nevresimleri yıkamaya odaklı yatmıştım değil mi! Burada önemli olan gece boyunca tutması hiç yapmamasıydı. Mucize gibi bir şeydi bu benim için. 2. gün de birinci günden farksız geçti… acaba erken mi başladım, öğrenebilecek mi soruları gün boyu kafamı kurcaladı ve habire banyoya gitmekten, çamaşır yıkamaktan ve yer silmekten son derece sıkıldım…Demir’de sürekli banyoya gitmemizden sıkıldı ve gitmek istemedi. Yeniden yaratıcı bir şeyler bulmam gerekiyordu ve bu seferde pon ponları suya atma oyunuyla Demir’in aklını çelerek banyonun yolunu arşınlamaya devam ettik… O akşam kakasının geldiğini hissettiğimde hemen lazımlığına oturttum, çok uzun oturdu, kalkmak istedi hemen bir oyun yarattım. Kakasını yapmaktan o kadar çok korkuyordu ki… Sulu oyunlar, şarkılar, kitaplar derken demir kakasını ikinci gün lazımlığa yaptı ama gene titreyerek ve ağlayarak… Bittikten sonra kakasının ne kadar güzel yaptığı hakkında konuştuk, uzun uzun baştık şahesere… Sonra Demir kendisi döktü klozete ve “güle güleee kakaaa” diyerek yolcu ettik gün boyu beklenen misafirimizi… Sonra küçük bir pastanın üstüne mum yakıp “iyi ki kaka yaptın Demiiirrr” şarkısı eşliğinde pastayı kesip kutladık… Ne değerli kakaymış!!! Hiçbir kaka bu derece değerli olmamıştı!!

“Gece nasıl olsa yapmıyor, kakasını da yaptı, olacak heralde bu iş” diye düşünüp uykulara daldık ama o gece demir altını ıslattı… Neyse canım olur o kadar deyip, gece gece nevresimleri değiştirdik. Demir biraz mızırdandı ama işlemin farkında olması çok önemliydi. Bir daha yapmaz bu gece artık diye alez bile sermeden yattık. Veee tekrar yaptı… Yatak döşek her yere geçti! Gece gece bir dolu iş!!! Gene de sakinliği korudum. Oğluma hep “çişini yaptın, bir daha ki sefere tuvalete yaparsın. Olabilir böyle küçük kazalar dedim…” 2. Gece de uykusuz merhaba 3. Gün… 3. günün sabahında Demir gece çoğunu boşalttığı için yatağı ıslatmadı çok şükür, ama kesinlikle banyoya girmeyi reddetti. Lazımlığı diğer banyoya götürdüm gene reddetti ve ta ta taaaa altına yaptı…

5 numaralı kural “sakin olacaksın, kızmayacaksın, baskı yapmayacaksın…” sinirlerim uyumamaktan ve sürekli çiş peşinde koşmaktan sürekli geriyordu ama hisssettirmemeye çalıştım. Demir o gün banyoya girmeyi reddetti ve öğlene kadar çişini tuttu. Aslında gündüz de çişini tutmasının miladı oldu bu… 20 dakika yarım saatte bir çiş yapan çocuk 3-4 saat çişini tuttu! Annemlerden onlardaki lazımlığı istedim. Yaklaşık 6 aydır annemlerde de annem tuvalete giderken peşini bırakmıyor onunla birlikte tuvalete gidiyordu. Bu yeni lazımlığı gösterip “aaaa anneanne ne getirmiş” diye sevinç içerisinde yeni lazımlığı da banyoya koydum ama banamısın demiyor… O gün öğle yemeğini yerken tutamadı bıraktı artık çişini… Benim sinirler harap!! Demir “anniiii” diye suçlu suçlu bir bakışla yüzüme bakarken “olsun oğlum, kaza oldu, bir daha ki sefere tuvalete yaparız” dedim.  Ama banyoya girmeyi yine reddetti… Demir annemle mutfaktayken gidip yatak odasında nasıl ağladım… Demir’in çişini altına yaptığında yüzüme bakarken ki ifade aklımda “bu çocuğa çok mu baskı yaptım ben” düşünceleri beynimin bir yarısını kemirirken, “acaba hazır değil miydi” düşünceleri diğer yarısını kemiriyordu… ağlaya ağlaya eşimi arayıp “olmuyo oturmuyor, gün boyu hiç oturmadı, tuvalet adaptörü al gel” diye telefonda hıçkırırken eşimde bana “sen neleri halletmedin, merak etme” diye bir şeyler söylüyordu… Bir çok şey halletmiş olabilirdim ama oğlumun çişini ben kontrol edemezdim… Hayatında her şeyin hep kontrolü altında  olmasına alışmış birisi olarak bu süreç beni inanılmaz zorluyordu…

O gün Demir öğle uykusundayken tuvalet eğitimiyle ilgili bildiğim bir dünya şeyi yeniden okudum… “baskı yapmayın, baskı yapmayın”  hep aynı şeyler dedim içimden. Tamam baskı yapmayım ama bu çocuk şimdi uyanacak ve uyku boyunca tututuğu çişi yatağa yapacak… banyoya girmiyor bile diye düşünürken… Hep danışanlarıma “tuvalet alışkanlığı tuvalette kazanılır” nidaları atan ben lazımlığı aldığım gibi salona götürdüm. İki tane lazımlık olduğu için de birisine Niloya’yı oturttum…

Ve demir uyandııı…

6 numaralı kural “önemli olan lazımlığa/adaptöre olumlu tutum geliştirebilmek”… İşte tükürdüğümü yaladığım nokta…Demir uyanınca “biliyor musun Niloyanında tuvaleti gelmiş bak gidip bakalım nasıl yapıyor dedim” Salona gittik… 3 gündür ikimiz de banyodan bunalmıştık… Demir’e Niloya’nın nasıl tuvale oturduğunu gösterdim ve hemen yanında bulunan lazımlığa da Demir’i oturttum ve yaptı… Sonra Niloya Demir ve ben gidip döktük… Sinirleri yıpranan bendeniz bu seferde oğlum oturdu çişini yaptı diye kapanıp bir güzel ağladım…

İşte bu bizim kırılma noktamız oldu… 3. Günden sonra Demir çişini çook uzun süreler tutmaya başladı… bugünden sonra geceleri hiiç altını ıslatmadı… 2 saatte bir oturttum ve 10-15  dakika beklesek de yaptı… 4-5 ve 6. Günler ufak tefek kazalarla geçti, çoğunluğu tuvalete yaptı. 10. Günden sonra oturur oturmaz yapıp hemen kalkmaya başladı… 3. Haftadan sonra nadir de olsa çişini kendisi söylemeye başladı…

Zorlandığım bir diğer konu ise sabah kuru kalkıyordu evet ama hemen yapıyordu… ilk 4-5 gün hep uyanır uyanmaz altına yaptı! Daha sonra sabah uyandığında da tuvaletini tutmaya başladı. Şimdilerde kalkıyor, 5-10 dakika geçtikten sonra tuvaletini yapıyor…

En güzeli de lazımlık neredeyse orada tuvaletini yapıyor… Bir ay geçti üstünden Demir şimdi 27 aylık, bazen kendisi söylüyor, bazen bakıyorum çok uzun zaman geçmiş ben oturtuyorum… ama 15 gün hiç kazasız geçti. Sanırım bu iş tamam ama belli de olmaz çocuklar sürprizlerle dolu… Şimdi sırada külotunu kendisinin çıkartması aşaması var… sonra tuvalet sonrası temizliğini yapabilmesi ve kendisi külotunu pantolonunu giymesi… İşte o zaman tuvalet alışkanlığı kazanma süreci tamamlanacak… Ama şimdilik bu kadar yapıyor ya çok şükür…

image

Şimdi soruları duyar gibiyim:)  Kendi kendimle röportaj yapayım o halde..

Hiç dışarı çıktınız mı?

2. gün bir sürü yedek kıyafet, iç çamaşırı ve ayakkabı ve   yanımızda lazımlıkla çıktık… 2 kere altına yaptı. 5. Gün çıktık bir kere altına yaptı. Eve kapanınca da çok sıkılabiliyorlar. Sonra bir daha dışarıda heep tuttu… İnşallah da tutmaya devam eder. Ama nereye gidersek lazımlık yanımızda: )

Hangi lazımlığı kulladınız?

İKEA evimizin herşeyi;) Bir de yeğenimin bebekliğinden hatıra bir lazımlığımız vardı onu kullandık…

ikea lzımlık

Adaptör neden kullanmadınız?

Çünkü Demir adaptörden korktu ama şimdi adaptöre de yapıyor… diyorum ya önemli olan olumlu tutum geliştirmek.

Hangi marka külot aldınız?

Mothercare’dan aldım hepsini…

Bir daha hiç bez takmadınız mı?

Hayır takmadım. Hatta 10 günün sonunda bir bez bir de külot alarak Demir’in yanına gittim ve hangisini istediğini sordum. O da ne mutlu bana ki külotu seçti. “o zaman bezi çöpe at” dedim ve gitti çöpe attı:)

Çocuğunuza bu süreçte ödül verdiniz mi?

Demir’de hiçbir ödül işe yaramaz, alkış dışında… Alkışı çok sever:) gülen yüzlü etiketler vereyim dedim ama Demir’de işe yaramadı ama bazı çocuklar bayılır bu yönteme… Demir’i herkesin coşkuyla alkışlaması en büyük ödül oldu… Ceza zaten bu süreçte asla ve asla uygulanmaması gereken bir yöntem…

Bu süreçte çocuğunuzu evde çıplak gezdi mi hiç?

Yukarıda da yazdığım gibi hayır hep külotunu giydirdim. Bazen çok sıcak diye şortunu giydirmediğim oldu ama bunun hata olduğunu Demir’in eli sürekli pipisine gittiğinde anladım. Bez çıkınca çocuklarda farkındalık artıyor. Özellikle erkek çocuklarda. Bu nedenle külot üzerine mutlaka kıyafetini giymeli ki erken çocukluk çağı mastürbasyonu baş göstermesin…

Annelere bu süreçte okumalarını önerdiğiniz herhangi bir kaynak var mı?

Aşağıda görseli bulunan çocuğunuz büyürken sizi neler bekler isimli kitabın “tuvalet eğitimi” başlıklı bölümü gerçekten harika hazırlanmış. Anneme bile okuttum o derece :))

image

Tuvalet alışkanlığını çocuğuna kazandırma sürecinde olan annelere önerileriniz nelerdir?

Öncelikle hazır mısınız bir kendinizi sorgulayın… Sürekli çamaşır yıkayıp, yer sileceksiniz ve çocuğunuz ısrarla altına yapacak!  “ay gene mi altına yaptın, burada tuvalet var anlamıyor musun?” gibi bir tepki vermemelisiniz. Çünkü bu süreci olumsuz etkileyebilir. Her seferinde bir kaza olduğunu bir dahaki sefere tuvalete yapacağını söylemek, 100 kere söylense de daha doğru bir yaklaşım…

Son olarak, her çocuğun tuvalet alışkanlığını kazanma süreci farklı hikayeleri içinde barındırır. Kazanım süresi, nasıl kazanıldığı çocuktan çocuğa değişir… Bu nedenle çocuklarımız bireysel özelliklerini düşünerek bu süreci planlamak gerekir… Kimi bir günde kimi bir ayda kimi 2 ayda kazanır…

Bu süreci yaşayan annenelere sabır diliyorum… Gerçekten yaşaması zor bir süreç ama sonrası çok rahat… Darısı başınıza…

Sevgiler….

 

 

 

 

 

 

 

Paylaşmak İçin Tıklayın
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrEmail this to someoneShare on LinkedIn