Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba:) Günler o kadar hızlı ve yoğun geçiyor ki biraz ara vermek zorunda kaldım:(

Fakat tabi ki boş durmadım. Zaten boş boş oturmayı bir türlü beceremiyorum. Özellikle televizyon izleme konusunda bir dikkat eksikliğim var!! Elimde bir şeyle uğraşmıyorsam ya uykuya dalıyorum, ya da hayallere:))) İşte bugün anlatacaklarım bu dikkat eksikliğinin eserleri….
Malum her Çarşamba “Muhteşem Yüzyıl” günü. Yani “Muhteşem Çarşamba” :) Dizi başladığından bugüne kadar biz her Çarşamba Ayşegüllerle (Büyük Görümcem) bir aradayız. Ayşegül çok beceriklidir, hani bana “çok marifetlisin” diyenler varya Ayşegül’ü henüz tanımıyorlar;) Neyse ben dizinin başladığı ilk haftalarda dikkatim dağılmasın diye bir çiçek motifi yapmayı öğrendim. Gittim iplerimi aldım ve her çarşamba dizi boyunca çiçeklerimi yaptım. Böylelikle hem dikkatim dağılmadan diziyi izleyebildim hem de tam 240 tane çiçeğim oldu:)))

Tabi sonra bu kadar çok çiçek ne olacak sorunuyla karşı karşıya kaldım.

Bu çiçeklerden bir battaniye yapmaya karar verdim…Önce kocaman bir ağ yaptım. Sonra da üzerine çiçeklerimi diktim. Sonra mı? Üzerimize bir örttük ki ayak parmaklarımız bu ağın deliklerinden dışarı fırladı:) Batteniyem işlevsel olmadı diye üzülürken, birden aklıma salıncağın üzerine örtmek geldi. Salıncağımın minderini bir güzel delikli battaniyemle kapladım:)) Bakın nasıl oldu…
Şu anda size bu salıncağın üzerinden sesleniyorum:)) Tabi 240 çiçek bu, bir sürü arttı. Yaklaşık bir sene boyunca bir torbanın içinde beni beklediler sonra mı? Sonraaa günlerden bir gün boynum tutuldu!!! Ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim. Açıklayayım. Boynum tutulunca bizim emektar sıcak su torbası saklandığı yerden çıktı. Emektar diyorum çünkü taa çocukluğumdan kalma… Hasta olduğumda, çok üşüdüğümde anneciğimin koşarak içine su doldurup sıcak yatağıma getirdiği torba…
Tabi bu torbanın annemin elinden çıkma bir kılıfı vardı. Ama gene de boynumun altına koyunca batıyor, canım yanıyordu. Boynum iyileşir iyileşmez önce bir kılıf ördüm…
Sonra da çiçeklerimi sıkı sıkı bu torbanın üzerine diktim…
Sıcak su torbam yumuşacık kılıfına kavuştu…
“Muhteşem Çarşamba”lar devam ediyor… Dizi eski cazibesini kaybetse de biz ritüelimizden vazgeçmiyor, buluşuyor, çayımızı demliyor, örgülerimizi elimize alıyoruz:)) İlerleyen postlarda “Muhteşem Çarşambaların Muhteşem Ürünlerini” sizlerle paylaşmaya devam edeceğim:))
Pazar akşamı Pazartesi sendromunun en yoğun yaşandığı saatler sanırım… Pazartesi sendromu çabucak bitsin herkesin haftası musmutlu geçsin :)))

 

Paylaşmak İçin Tıklayın
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrEmail this to someoneShare on LinkedIn